Google ve Şikayetvar’da Hakkınızda Yazılan Yalanlar İçin Dava Açabilir misiniz?
İnternetin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte kişilerin ve işletmelerin itibarı da büyük ölçüde dijital platformlarda şekillenmeye başlamıştır. Bir zamanlar yalnızca yakın çevre içerisinde yayılan memnuniyetsizlikler veya eleştiriler, bugün birkaç dakika içerisinde binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşabilmektedir. Özellikle Google yorumları, Şikayetvar paylaşımları, forum siteleri ve sosyal medya platformları, kullanıcıların deneyimlerini paylaşabildiği alanlar olarak öne çıkmaktadır.
Ancak bu durum beraberinde önemli bir hukuki sorunu da gündeme getirmektedir. Gerçek bir deneyime dayanmayan, gerçeğe aykırı bilgiler içeren, hakaret niteliği taşıyan veya doğrudan kişinin ya da işletmenin itibarını hedef alan paylaşımlar karşısında hukuken ne yapılabilir? Daha açık bir ifadeyle; Google veya Şikayetvar üzerinde hakkınızda yazılan yalanlar nedeniyle dava açmanız mümkün müdür?
Bu sorunun cevabı çoğu durumda evettir. Ancak burada belirleyici olan husus, yapılan paylaşımın gerçekten hukuka aykırı olup olmadığıdır. Çünkü hukuk düzeni bir yandan kişilik haklarını korurken, diğer yandan ifade özgürlüğünü de güvence altına almaktadır. Dolayısıyla her olumsuz yorum hukuka aykırı kabul edilmediği gibi, her sert eleştiri de dava konusu yapılamaz.
Anayasa'nın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de benzer şekilde ifade özgürlüğünü temel haklar arasında saymaktadır. Bu nedenle bireylerin yaşadıkları deneyimleri paylaşmaları, hizmet aldıkları kişi veya kurumlar hakkındaki görüşlerini açıklamaları ve eleştiride bulunmaları kural olarak hukuken korunmaktadır.
Örneğin bir restoran müşterisinin aldığı hizmetten memnun kalmadığını belirtmesi, bir otel müşterisinin temizlik konusunda yaşadığı olumsuz deneyimi paylaşması veya bir tüketicinin satın aldığı ürünün beklentilerini karşılamadığını ifade etmesi kural olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilir. Bu tür paylaşımların yalnızca olumsuz olması, tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz.
Ancak hukuken korunan şey eleştiri hakkıdır; yalan söyleme hakkı değildir.
Tam da bu noktada ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasındaki sınır ortaya çıkmaktadır. Bir kişi hiç yaşamadığı bir olayı yaşamış gibi anlatıyor, gerçekte gerçekleşmemiş bir durumu gerçekmiş gibi sunuyor veya somut hiçbir dayanağı olmadan bir kişi ya da işletme hakkında suç isnadında bulunuyorsa artık ifade özgürlüğünün koruma alanından çıkılmaya başlanır.
Örneğin bir avukat hakkında hiç müvekkili olmadığı hâlde “paramı aldı, dolandırdı” şeklinde yorum yapılması, bir doktor hakkında gerçekte yaşanmamış tıbbi hataların varmış gibi gösterilmesi veya bir işletme hakkında tamamen uydurma müşteri deneyimlerinin paylaşılması yalnızca olumsuz yorum olarak değerlendirilemez. Bu tür içerikler kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyabileceği gibi bazı durumlarda ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesi kişilik haklarına yapılan hukuka aykırı saldırılara karşı koruma sağlamaktadır. Bir kişinin şerefine, saygınlığına, ticari itibarına veya mesleki itibarına yönelik hukuka aykırı saldırılar karşısında hukuk düzeni çeşitli koruma mekanizmaları öngörmektedir.
Ancak uygulamada en çok karşılaşılan yanlışlardan biri, gerçeğe aykırı yorumla karşılaşan kişilerin doğrudan tazminat davası açılması gerektiğini düşünmesidir. Oysa çoğu durumda izlenmesi gereken hukuki yol birkaç aşamadan oluşmaktadır.
Öncelikle yorumun ekran görüntüleri alınmalı, mümkünse noter tespiti yaptırılmalı veya içeriğin tarih ve URL bilgileriyle birlikte kayıt altına alınması sağlanmalıdır. Çünkü internet ortamındaki içerikler kısa süre içerisinde silinebilmekte veya değiştirilebilmektedir. İleride açılacak bir dava bakımından ispat sorunu yaşanmaması için delillerin korunması büyük önem taşımaktadır.
Daha sonra ilgili platforma başvuru yapılması gerekir. Google ve Şikayetvar gibi platformların içerik kaldırma ve itiraz mekanizmaları bulunmaktadır. Gerçeğe aykırı olduğu açıkça ortaya konulabilen veya kişilik haklarını ihlal ettiği değerlendirilen içerikler, platform bünyesindeki inceleme süreçleri sonucunda kaldırılabilmektedir. Özellikle yorumun hiç gerçekleşmemiş bir olaya dayanması, hakaret içermesi veya sahte hesaplar aracılığıyla yapılmış olması hâlinde bu başvuruların sonuç alma ihtimali artmaktadır.
Ancak uygulamada birçok durumda platform tarafından içerik kaldırılmamakta veya yapılan başvurular reddedilmektedir. Bu noktada yargısal koruma mekanizmaları devreye girmektedir.
Kişilik haklarının ihlal edildiği durumlarda, içeriğin kaldırılması ve erişimin engellenmesi talepleriyle yargı mercilerine başvurulabilmektedir. Özellikle kişinin şeref ve saygınlığını hedef alan, mesleki veya ticari itibarına zarar veren ve gerçeğe aykırı olduğu açıkça ortaya konulabilen içerikler bakımından mahkemeler tarafından koruma kararları verilebilmektedir.
Bunun yanında içerik nedeniyle maddi veya manevi zarar doğmuşsa tazminat davası açılması da mümkündür. Örneğin bir doktor, avukat, restoran işletmecisi, emlak danışmanı veya güzellik merkezi hakkında yapılan gerçeğe aykırı yorumlar nedeniyle müşteri kaybı yaşanmışsa maddi tazminat talep edilebilir. Bunun yanında kişinin toplumdaki saygınlığının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunulması da mümkündür.
Bazı durumlarda ise mesele yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı olmaktan çıkmakta ve ceza hukuku boyutu kazanmaktadır. Eğer yapılan paylaşım belirli bir kişiye suç isnadı içeriyorsa iftira suçu, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici ifadeler içeriyorsa hakaret suçu gündeme gelebilecektir. Bu durumda Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması da mümkündür.
Dolayısıyla gerçeğe aykırı bir Google veya Şikayetvar yorumu ile karşılaşıldığında izlenmesi gereken yol çoğu zaman; delillerin tespiti, platforma başvuru, içeriğin kaldırılması talebi, gerekiyorsa erişimin engellenmesi başvurusu, maddi ve manevi tazminat davaları ile ceza soruşturması süreçlerinin birlikte değerlendirilmesidir. Her somut olayın özelliklerine göre bu yolların bir kısmı veya tamamı aynı anda kullanılabilmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında da kişilik haklarına yönelik saldırı oluşturan internet içeriklerinin hukuki sorumluluk doğurabileceği kabul edilmektedir. Özellikle gerçek dışı isnatlar, hakaret içerikleri ve kişinin toplumdaki saygınlığını hedef alan paylaşımlar bakımından ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı vurgulanmaktadır. Yargıtay'a göre ifade özgürlüğü, başkalarının şeref ve itibarını ortadan kaldıracak ölçüde kullanılamaz.
Bu noktada uygulamada sık karşılaşılan bir yanlış anlamaya da değinmek gerekir. Birçok kişi internet ortamında anonim şekilde yorum yaptığı takdirde hukuken sorumluluktan kurtulacağını düşünmektedir. Oysa dijital ortamda gerçekleştirilen işlemler çeşitli teknik veriler bırakmaktadır. Mahkemeler tarafından gerekli görüldüğünde IP kayıtları, hesap bilgileri ve bağlantı verileri üzerinden paylaşımın sahibine ulaşılması mümkündür. Dolayısıyla sahte hesap kullanılması veya gerçek ismin gizlenmesi, hukuki sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Gerçeğe aykırı yorumlar bazı durumlarda yalnızca özel hukuk sorumluluğu değil, ceza hukuku sorumluluğu da doğurabilir. Eğer yapılan paylaşım somut bir kişiye suç isnadı içeriyorsa iftira suçu gündeme gelebilir. Paylaşım kişinin onur, şeref ve saygınlığını hedef alan ifadeler içeriyorsa hakaret suçu bakımından değerlendirme yapılabilir. Elbette her olayın kendi koşulları içerisinde incelenmesi gerekir. Ancak internet ortamında yapılan yorumların ceza hukuku bakımından tamamen denetimsiz olduğu düşüncesi doğru değildir.
Özellikle son yıllarda dijital platformların günlük yaşam üzerindeki etkisinin artmasıyla birlikte mahkemeler de internet içeriklerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara daha sık müdahale etmektedir. Artık bir Google yorumu veya Şikayetvar paylaşımı yalnızca birkaç satırlık bir metin olarak görülmemekte; kişinin mesleki kariyerini, ticari faaliyetlerini ve sosyal itibarını etkileyebilen güçlü araçlar olarak değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak Google ve Şikayetvar üzerinde hakkınızda yapılan her olumsuz paylaşım için dava açılması mümkün değildir. Çünkü hukuk düzeni eleştiri hakkını ve ifade özgürlüğünü korumaktadır. Ancak eleştiri sınırını aşan, gerçeğe aykırı bilgi içeren, hakaret niteliği taşıyan veya kişilik haklarına saldırı oluşturan içerikler bakımından hem içeriğin kaldırılması hem de maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir. Bazı durumlarda ise ceza hukuku kapsamında hakaret veya iftira suçları nedeniyle soruşturma yürütülmesi mümkündür.
İnternet ortamında yazılan her şey ifade özgürlüğü değildir. Hukuk, bireylerin düşüncelerini açıklama hakkını korurken; yalanın, iftiranın ve kişilik haklarına yönelik saldırıların da belirli bir sınırın ötesine geçmesine izin vermemektedir. Dijital dünyanın sağladığı görünürlük, kişilere başkalarının itibarı üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi vermez. Nasıl ki gerçek hayatta söylenen her sözün hukuki bir karşılığı varsa, internet ortamında yazılan her cümlenin de hukuki bir sorumluluğu bulunmaktadır.

